trans trans trans trans trans trans trans trans trans none Sohbet Odası Boş.
   
oasis

none Gönderen Konu: Engelli sorunlarına engelli gözüyle çözümler  (Okunma sayısı 7745 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

  • avatar-yetki

      • Cok-dertli
    • Verimlilik:
      100%
  • Ekstra Üye BilgileriExtra


none
Engelli sorunlarına engelli gözüyle çözümler
« : 11 Nisan 2009, 15:48:46 »

     BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

     YEREL GÜNDEM 21

     47. KENT KONSEYİ TOPLANTI RAPORU

“ENGELLİ SORUNLARINA, ENGELLİ GÖZÜYLE ÇÖZÜMLER”
     Toplantı Tarihi : 26 Aralık 2006

     Toplantı Saati : 14:00-16:00

     Toplantı Yeri : Tayyare Kültür Merkezi – Büyük Salon

KENT KONSEYİ YÜRÜTME KURULU
 

Hikmet ŞAHİN    Kent Konseyi Başkanı
Prof.Dr.Mustafa KARA   Kent Konseyi Başkan Yardımcısı
Ahmet AYBAR    Kent Konseyi Başkan Yardımcısı
Tahsin BULUT    Kent Konseyi Genel Sekreteri
Sedat YALÇIN    Üye
Harun AKIN     Üye
Hasan ÜNAL     Üye
Işıl GENÇOĞLU MAYDAER  Üye
Merdiye ÖZTÜRK    Üye
Özkan ÖZİPEKLİLER   Üye
Prof.Dr.Emin BALKAN   Üye
 
 

     DİVAN KURULU:

Sedat YALÇIN   Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi
Tahsin BULUT   Kent Konseyi Genel Sekreteri
Hasan ÜNAL    Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi
 

     TOPLANTI KONUŞMACI LİSTESİ:


Hasan ERSAN   Vali Yardımcısı
Yaşar DURSUNAY   Bursa Büyükşehir Belediyesi
  Sosyal Hizmetler Şube Müdürü

Ayhan ZENBİLCİ   Bursa Yerel Gündem 21
Engelliler Meclisi Başkanı

Prof.Dr.Suna TANELİ   
Prof.Dr.Emin BALKAN  Uludağ Üniversitesi
                                         Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı

Mücahit AYAZ    Ulu Camii Müezzini
Şaban KANDER    Sosyal Hizmetler İl Müdürü
İbrahim SÖNMEZ   Akın KARAKIZ
Fahriye KAHRAMAN  Yerel Gündem 21 Gönüllüsü
Recep KUŞ    Yerel Gündem 21 Gönüllüsü
Ayhan SARIBIYIK   Yerel Gündem 21 Gönüllüsü
Nazif EVCİ     Yeşil Bursa Engelliler Derneği Başkanı
Hüseyin ARIBURNU  Yerel Gündem 21 Gönüllüsü
Seçilay ÇELİK   Yerel Gündem 21 Gönüllüsü
Sema ALIN    Yerel Gündem 21 Gönüllüsü
Kemal ELPE    Yerel Gündem 21 Gönüllüsü
Yaşettin YILDIRIM   Yerel Gündem 21 Gönüllüsü
Sami TORAMAN   Yerel Gündem 21 Gönüllüsü
 

      “ENGELLİ SORUNLARINA ENGELLİ GÖZÜYLE ÇÖZÜMLER”

     Oturum Başkanı: Sedat YALÇIN

-----&-----

     OTURUM BAŞKANI (Sedat Yalçın)- 47. Kent Konseyi toplantısını açıyorum. Tüm katılımcılara hoş geldiniz diyoruz.

     Değerli Katılımcılar; bugün “Engelli Sorunlarına Engelli Gözüyle Çözümler” başlıklı bir konuyla görüşmelere başlayacağız. Gerçekten salonumuzun bugün çok ilgi görmemiş olması, konunun önemli olmadığı şeklinde algılanmamalı. Konu son derece önemli. Ülkemizde yaklaşık 8,5 milyon engelli yaşıyor. Bu, nüfusumuzun %12 gibi bir oranına tekabül ediyor.

     Ülkemiz gelişmekte olan, sanayileşmesini tamamlamaya çalışan bir ülke. Dünya örneklerinde sanayileşmeyle paralel olarak engelli oranının da yükseldiğini görüyoruz. Yani toplumsal gelişme, kentleşme süreci ve sanayileşme süreciyle beraber, engellilik oranında da artış olduğunu gözlemliyoruz. Dolayısıyla mevcut engelli sayımız ve aslında hepimizin de potansiyel bir engelli olduğumuzu düşündüğümüzde, konunun önemini daha iyi anlamış oluyoruz.

     Engellilerimizin eğitim, sağlık, çalışma hayatıyla ilgili çok temel sorunları var. Bunların aşılmasıyla ilgili de gayretler var ülkemizde. 2005 yılında çok önemli bir yasa çıktı, Özürlüler Yasası. Bu yasanın uygulamasıyla ilgili pratikte yaşanan zorlukların neler olduğu, geçiş sürecinde çeşitli sivil toplum örgütlerinin ve kamu kurumlarının yapması gereken faaliyetlerde ne kadar mesafe alındığı ve aramızdaki engelli kardeşlerimizin gerçekten psikolojik anlamda da, özel yaşamları anlamında da hangi noktada olduklarını, neler yapılabileceği konularını tartışmak için bugün bir aradayız. Tekrar hoş geldiniz diyorum.

     Burada, bugünkü programımızda konuşmacı olarak aslında daha çok engelli kardeşlerimizin söz almasını istiyoruz, ama bazı teknik açıklamalar yapılması anlamında önemli misafirlerimiz de olacak. Sayın Hasan Ersan, Vali Yardımcımız aramızda. Kendileri merkezi yönetimin engellilere yönelik çalışmalarıyla ilgili bilgi verecekler. Bursa Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Şube Müdürü Sayın Yaşar Dursunay, Büyükşehir Belediyesi’nin bu konudaki çalışmalarıyla ilgili bilgi verecekler. Sayın Ayhan Zembilci, Bursa Yerel Gündem 21 Engelliler Meclisi Başkanı. Ayhan Bey de Engelliler Meclisi çalışmaları ve Özürlüler Yasası ile ilgili bilgiler sunacak bize. Sayın Profesör Doktor Suna Taneli, engellilerin psikolojik durumlarıyla ilgili değerlendirme yapacak. Sayın Profesör Doktor Emin Balkan, Uludağ Üniversitesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, engelli çocuk ve ailelerinin yaşadığı sorunlarla ilgili görüşlerini açıklayacak. Farklı bir alanda ilginç bir konuşma olacağını düşünüyoruz; Sayın Mücahit Ayaz, kendisi din görevlisi, Ulu cami Müezzini. Engellilerimizin ibadet ederken karşılaştıkları sorunları anlatacak bize. Daha sonra da salondaki katılımcılara söz vereceğiz. Mümkün olduğu kadar tüm isteklileri konuşturmak istiyoruz.

     Zamanı fazla harcamadan Vali Yardımcımız Sayın Hasan Ersan Bey’i kürsüye davet ediyorum.

     Buyurun efendim.

     HASAN ERSAN-Vali Yardımcısı- Kamu kuruluşlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın ve basınımızın değerli temsilcileri; bugün Büyükşehir Belediyesi Yerel Gündem 21’in 47. Kent Konseyi’ne katılmaktan büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum. Bu toplantıda engelli insanlarımızın karşılaştıkları sorunlar, onların gözüyle nasıl bir çözüm ortaya konacak; böyle bir gündemde ben de duygu ve düşüncelerimi burada ifade ettiğim için hakikaten mutluluk duyuyorum. Gönül isterdi ki bu salon topyekun dolsun, ama maalesef dolmamış. Gereken duyurunun da yapıldığına inanıyorum ama neden katılım olmadı? Herhalde hava şartları katılmaya engel oldu diye düşünüyorum. İnşallah böyledir, yoksa herkesin bu konuda gerekli duyarlılığı, hassasiyeti göstermesi gerekir.

     Biraz önce Sedat Yalçın arkadaşımızın da ifade ettiği gibi, ülkemizin oransal olarak nüfusunun %12,5’u ve nüfus olarak da yaklaşık 8,5 milyon insanımız engelli bir şekilde yaşamlarını sürdürmektedir. Bu engelli insanlarımız da diğer insanlarımız gibi bilgi ve becerilerini toplumsal yaşama aktarmak, hiçbir kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan, tabiri caizse kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi kendine yeten; tüketen değil, üreten ve yarattıklarını da toplumsal yaşama katkı olarak vermek isteyen insanlar olarak yaşamlarını sürdürmek arzusu içerisindeler. Tabii bu durum onların hayata daha çok bağlı kalmalarına, hayattan daha çok mutluluk duymalarına, zevk almalarına vesile olacaktır.

     Kurumlar olarak bizlere düşen görevler de, tüm engelli insanlarımızın sorunlarını giderecek veya asgari seviyeye indirecek ortak çözümler aramak, ortak imkanlar yaratmaktır. Bu, toplumun aynı zamanda uygar olmasının, medeni ve çağdaş düşünmesinin ve insan haklarına değer vermenin, insan haklarına saygılı olmanın da bir gereğidir.

     Bu açılış ifadelerimden sonra, Bursa Valiliği olarak neler yaptık engelli insanlarımız için? Ben onları da burada sizlere sunumlu olarak izah etmeye çalışacağım. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 03 Aralık 2006 yılında ve diğer yıllarda hem engelliler-özürlüler gününde hem de özürlüler günü nedeniyle bir hafta boyunca süren etkinliklerimizde, Bursa Valiliği’ni temsilen tüm sivil toplum kuruluşlarımızla, diğer kamu kurum ve kuruluşlarımızla engelli vatandaşlarımızla bir arada bulunduk. Onların sorunlarının giderilmesinde ne gibi çözümler ortaya konacak? Bunları dinledik, onların sevinçlerine ortak olduk, daha doğrusu yaşamı paylaşmaya çalıştık. Bununla ilgili fotoğraflarımız.

     Yine Sayın Valimizin himayelerinde, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın yaptırmış olduğu eğitim kompleksi içerisinde yer alan Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi’nde bir programa katıldık. Bu programda yine çocuklarımızın yapmış olduğu serginin açılışını birlikte gerçekleştirdik.

     2006 yılında Sayın Valimizin himayelerinde, bizim Samanlı Mahallemizde Bursa Valiliği İl Özürlüler Kurulu koordinatörlüğünde Kadın Statüsü Derneğiyle işbirliği içerisinde Samanlı Mahallesi’ne atıl durumda bulunan okulun bakım-onarım bütün donatım tefrişat malzemeleri, bu dernek tarafından veya bu derneğe yardımcı olan hayırsever vatandaşlarımız ve tüm sivil toplum kuruluşlarımızın desteğiyle birlikte, zihinsel engellilere yönelik özel eğitim-uygulama okulunu ve iş eğitim merkezinin açılışını Sayın Valimiz tarafından gerçekleştirdik. Şu anda bu okulumuzda 37 öğrencimiz eğitime kavuşmuş oldu. Tabii 85 öğrenci kapasiteli ve 10 derslikli bir okul.

     Yine Görme Engelliler Federasyonu tarafından, görme engellilere yönelik golbol müsabakası dört gün boyunca Bursa’mızda Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün Kapalı Spor Salonunda gerçekleştirildi. Biz kurul olarak üzerimize düşen tüm imkanları, gerek konuklarımıza gerekse burada bu müsabakaya destek veren yöneticileri seferber ettik. Bütün bu müsabakalara katılan misafir heyet de memnuniyetlerini ifade ettiler.

     2004 yılı içerisinde projesi hazırlanan ve uzun süren mücadeleli bir takipten sonra 2006 Engelliler Haftası nedeniyle 04 Aralık’ta Sayım Valimizin himayelerinde görme engelli insanlarımız için Bursa İl Halk Kütüphanesi’nde sesli kütüphaneyi hizmete açtık. Bunun finansman kaynağı da yaklaşık 100 milyar civarında,  İl Özel İdaresi tarafından karşılandı.

     Bizim bütün çalışmalarımızı, valilik olarak bizzat ortaya koyduğumuz, gerçekleştirdiğimiz faaliyet ve projelerde; tüm kamu kuruluşlarımızın yanı sıra özellikle son derece duyarlı ve hassas yapısı olan sivil toplum kuruluşlarımızın, üniversitemizin ve yerel yönetimlerimizin işbirliği içerisinde gerçekleştirdik ve burada ben Bursa Valiliği olarak tüm kuruluşlara, tüm hayırsever vatandaşlara müteşekkir olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyorum, ayrıca şükranlarımı sunuyorum.

          Bizim İl Özürlüler Kurulu koordinatörlüğünde “Gün Işığı Projesi” hazırlandı. Projeyi Profesör Doktor Ömer Arat hocam hazırladı. Bu projeyle 3-6 yaş grubu görme engelli çocuklarımızın ilköğretim düzeyine hazırlanmaları, çevreyi tanıyabilmeleri, ailelerinin bu çocuklarımızın bakımı ve eğitimiyle ilgili bilgilendirme çalışmaları ve İstihdama yönelik diğer amaçlarla birlikte bu projede hazırlandı. Şu an için uygulamaya koyma aşamasına geldi. Milli Eğitim Müdürlüğü bununla ilgili yer tespiti arayışı içerisinde. 2006’nın son zamanları olduğu için, 2006 yılında bunu uygulamaya koyamadık. Öyle inanıyorum ki 2007 yılında bu projeyi uygulamaya koyacağız.

     Yine Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde çeşitli engelli gruplara mensup vatandaşlarımıza, çocuklarımıza, insanlarımıza 15 okulumuzda eğitim imkanı verilmektedir. Bu okullarımızda 801’i erkek, 333’ü kız olmak üzere 1.134 öğrencimiz bu eğitim imkanlarından yararlanmaktadır. Toplam 211 öğretmen burada görev yapmaktadır.

     Ayrıca Türkiye İş Kurumu Müdürlüğü tarafından gerek bizzat bu kuruma yapılan başvurular veya bizim İl Özürlüler Kurulu tarafından yönlendirdiğimiz engelli insanlarımız olmak üzere 50 ve üzeri işçi çalıştıran 847 işyerimizde 5.563 engelli insanımız iş imkanına kavuşturulmuştur. 300 kişi için de açık iş vardır. 2006 yılında 2.250 engelli insanımız bu işyerlerine işçi olarak veya diğer personel olarak yerleştirilmiştir.

     2006 yılı Sosyal Hizmetler Müdürlüğünde özürlülere yönelik verilen hizmetler konusunda; 30.07.2006 tarihli Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik çerçevesi içerisinde; özürlülerin yakınlarının sosyal güvencesi yoksa, aile sosyal ve ekonomik yoksunluk yaşıyorsa ve aile içerisinde özürlü başına düşen gelir asgari ücretin 2/3’ünden azsa, özürlünün özel bakım merkezinde yatılı veya gündüzlü yararlandırılması sağlanır. Bakım gideri için söz konusu kuruluşta gündüzlü bakılıyor ise bir asgari ücret tutarında, yatılı bakılıyorsa iki asgari ücret tutarında ödemenin, ilgili il sosyal hizmetler müdürlüklerince ödenmesini bu yönetmelik içermektedir.

     Yine İl Sağlık Müdürlüğümüzce yapılan çalışmaları ben kısaca özetlemek istiyorum. Aşılama, bilgi aktarımı, eğitim, danışmanlık ve laboratuar taramaları gibi koruyucu sağlık hizmetleri yoluyla, ailelerin özürlü çocuk sahibi olmalarını engelleme çalışmaları halen sürdürülmektedir. Sağlık Müdürlüğü, özürlü bireylerin sağlıkla ilgili sorunlarına sağlık kuruluşlarında öncelik tanımaktadır. Bursa İli’nde İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı tüm sağlık kuruluşlarında 3.079 kişiye, özürlü ailelerine sağlıklı bakış açısı kazandırmaya yönelik eğitimler yapılmış, 5.000 adet broşür dağıtılmıştır. Bedende hasara neden olan çocuk felci hastalığı aşısı ile beyinde hasar bırakan kızamık hastalığı aşısı ilimizde yapılarak %95 oranında başarı sağlanmıştır. Böylece özürlülüğe neden olacak hastalıklar engellenmiş oldu.

     Ayrıca yeni doğan bebeklerde sinir sistemine hasar vererek zeka geriliğine neden olan fenil ketonorüli hastalığı için taramalar yapılmıştır. Bu hastalık erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tabii ben tıbben bunu pek ifade edemiyorum. Bu şekilde notlarımıza düşen bir hastalık çeşidi. Erken teşhis için, evlenecek çiftlere evlilik merkezinde sağlık taramaları, eğitim ve danışmanlık hizmetleri verilmiştir ve verilmeye devam edilmektedir.

     Ayrıca bizim koordinatörümüz tarafından hazırlanan, şimdi kıymetli vaktinizi çok fazla almak istemiyorum, en çok sorulan sorular var. Bunların cevapları nelerdir? Bilmiyorum, konsey tarafından da uygun görülürse…

     OTURUM BAŞKANI-SEDAT YALÇIN Sayın Valim, sunumdan sonra tekrar cevap alma imkanımız var.

      HASAN ERSAN-Vali YArdımcısı Tabii, ben şöyle soruların kafalarda yer etmesi bakımından bir iki bir şey okumak istiyorum. Mesela özürlü çocuğun eğitimi için neler yapılabilir? Anneler ve babalar için kafada böyle bir soru varsa; arkadaşımız böyle 20-25 tane soru çıkarmış; bunları da bilmeleri açısından, gerekirse bir broşür bastırmak suretiyle bunu hem bizim Yerel Gündem 21’e hem de diğer kuruluşlarımıza dağıtma imkanımız olur. Zeka seviyesi yaşıtlarından düşük çocukların eğitimi için aileleri nereye yönlendirebilirsiniz? Özürlü maaşı alma şartları nelerdir? 18 yaşından küçük özürlü çocuğu olan kişilere maaş bağlanma şartları. 18 yaşından büyük özürlülere maaş bağlanma şartları. Özürlünün kamu kurum ve kuruluşlarında işe alımı için neler yapılabilir? Özürlü memur alımında yaş sınırı. Görme özürlüler dahil diğer özürlü gençlerin yüksek öğrenim kurumuna gidebilmeleri için yapılan yardımlar nelerdir? Eğitim yardımı ne kadar verilmektedir?

     Bunların hepsinin cevapları bir hayli uzun. Ben burada kıymetli vaktinizi almak istemiyorum. Böyle bir çalışma yaptık. Burada konsey tarafından ve diğer katılımcılar tarafından uygun görülürse, bunu da bir broşür şekline getiririz Valilik olarak ve ondan sonra ilgili kuruluşlara ve değerli ailelere göndeririz.

     Beni dinlediğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum. Sorunsuz bir yaşam dileğiyle hepinize en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

     OTURUM BAŞKANI-SEDAT YALÇIN Evet biz de teşekkür ediyoruz. Gerçekten genel bütçeli idareler tarafından, genel idarenin yaptığı hizmetler esas tabii. Temel yatırımlar oradan gerçekleşiyor. Ama bu konuda tabii yerel yönetimlerimiz de çok önemli fonksiyon üstleniyorlar. Bu kapsamdaki çalışmaları anlatmak üzere Bursa Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Şube Müdürümüz Sayın Yaşar Dursunay Bey, buyurun efendim. Süreniz on dakika Yaşar Bey.

     YAŞAR DURSUNAY-Bursa Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Şube Müdürü Sayın Vali Yardımcım, sayın Divan ve çok değerli katılımcılar; Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak hepinize en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sizlere Büyükşehir Belediyesi olarak neler yaptığımızı kısaca anlatmaya çalışacağım.

     Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak, hizmet sınırları dahilinde sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket etmekteyiz. Bu kapsamda, belediyemiz her alanda olduğu gibi engelli hizmetleri konusunda da gerekli adımları atmıştır ve atmaya da devam edecektir. Hedefimiz, engellilerin tüketen değil üreten ve bağımsız yaşayabilen insanlar haline getirilmesidir. Engelli insanların, korumacı bir anlayışla değil topluma tam katılımının sağlanması gerektiği düşüncesiyle hizmet vermeye devam etmekteyiz.

     Dünya Sağlık Örgütü’ne göre gelişmekte olan ülkelerin nüfusunun %12’si özürlü olarak kabul edilmektedir. Buna göre Türkiye’de özürlü sayısı yaklaşık 8,5 milyon civarındadır. Bursa ilinde 2000 yılında yapılan nüfus sayımına göre ise özürlü sayısı 35.380’dir.

     Büyükşehir Belediyesi olarak bugüne kadar yaptığımız faaliyetlerden bir nebze olsun bahsetmem gerekirse;

     1. Koordinasyon Toplantıları: Bu konuyla ilgili koordinasyon toplantıları yapılmıştır. Engellilere yönelik çalışmalar yapmak amacıyla; genel sekreter, genel sekreter yardımcıları, ilgili daire başkanlıkları ve şube müdürlükleri gibi üst düzey yöneticilerle çeşitli zamanlarda koordinasyon toplantıları yapılmıştır.

     2. Kamusal Alan Düzenlemeleri: Çeşitli kamusal alan düzenlemelerine gidilmiş, kent içi yollar ve yaya kaldırımları engelli ve yaşlıların kullanımına uygun haline getirilmiştir. Atatürk alt geçidinde rampa düzenlemeleri yapılmış, iniş-çıkış platformu konmuştur. Büyükşehir Belediyesi’ndeki otoparklarda engelli araçlarından ücret alınmaması konusunda otopark kiracılarımıza tebligatlar yapılmış, belediye hizmet binaları otoparklarında engellilere uygun biçimde tabela ve yer işaretlemeleri yeniden düzenlenmiştir. Tayyare Kültür Merkezi’nde binaya giriş ve bina içi rampaları ile sahneye çıkış asansörü yapılmıştır. Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı ile Zabıta Daire Başkanlığı’nın bulunduğu binaya engellilerin de kullanabileceği asansör konmuştur. Yine Acemlerde bulunan belediye hizmet binalarımızdan A ve B bloklarının giriş düzenlemeleri yapılarak rampalar konmuştur. Belediye binalarında, turistik mekanlarda, parklarda engelli tuvaletleri yapılmıştır. Kent Müzesi ve Zafer Kent Gönüllüleri Evi engellilerin de ziyaret edebileceği şekilde dizayn edilmiştir. Baruthane, Değirmen önü gibi mezarlıklarda, engellilerin ulaşabilirliğini sağlamak amacıyla fiziki düzenlemeler yapılmıştır.

     3.  Ulaşım Hizmetleri: Engellilerin ücretsiz olarak toplu ulaşım sistemlerinden yararlandırılmasını sağlamak amacıyla engelli pasoları verilmiştir. Engel oranı %40 ve üzerinde özür beyan ettiklerinde ücretsiz ulaşım imkanı sağlanmaktadır. Aynı şekilde engelli kişilerin refakatçiye ihtiyacı varsa, refakat eden kişilere de ücretsiz ulaşımı sağlayan engelli pasosu verilmektedir. Yine bedensel engellilerin kolaylıkla kullanabileceği iki adet otobüsün alımı gerçekleştirilmiştir. Engelli otobüs güzergahları, engelli dernekleriyle yapılan toplantılarla belirlenmiş, belirlenen güzergahlardaki otobüs duraklarına güzergah işaretlemeleri yapılmıştır.

     Görme engellilerin karşıdan karşıya geçişlerini kolaylıkla sağlayabilmeleri için şehir içerisindeki kavşaklara sesli sinyalizasyon sistemleri kurulmuştur. Yine, Bursaray’ın tüm istasyonlarında görme engelliler için yer bantları, bedensel engelliler için giriş-çıkış barları yapılmış, ayrıca 17 istasyona 48 adet engelli asansörü konmuştur. Asansörlerde herhangi bir arızanın meydana gelmesi halinde Bursaray istasyonlarında görevli olan ekip, engelli şahısa refakat etmektedir. Ayrıca gözleri görmeyen engelli hemşerilerimize güvenlik görevlisi arkadaşlar gidecekleri yere kadar bire bir refakat etmektedir.

     4. İletişim ve Koordinasyon: Kent Gönüllüleri Gençlik Kampı’nda “Engellilere Bakış” konulu eğitimler verilmiştir. Belediyemizde görevli 22 adet personelin işaret lisanı eğitimi alması sağlanmıştır. “Engelli Yasal Hakları” konulu panel gerçekleştirilmiştir. Panel etkinliği öncesi “Engelliler Yasal Haklarınızı Biliyor musunuz?” başlıklı bilgilendirme broşürlerinin dağıtımı yapılmıştır. Bu arada koordinasyon toplantılarımız gerçekleştirilmiştir.

     Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından desteklenen proje kapsamında, Büyükşehir Belediyesi Yerel Gündem 21 tarafından, engellilere Sanatsal Meslek Edindirme Kursu düzenlenmiştir. Bu proje kapsamında maket yapımı, Karagöz-Hacivat yapımı ve folklorik bebek giydirme konularında 20 engelliye mesleki beceri kursu verilmiştir.

     5. İstihdam ve Ekonomik Katkı: Belediye Başkanlığımız bünyesinde 53 özürlü  kişiye, BUSKİ Genel Müdürlüğü bünyesinde de 28 özürlü kişiye istihdam sağlanmıştır. Bunlar biliyorsunuz yasada %4’lük oran kapsamında belirlendiği için bu kadar kişiye belediyemiz çatısı altında iş imkanı sağlanmıştır. Özürlülere ve özürlü derneklerine, yer tahsisinde öncelik tanınmış; simit satış camekanları ile diğer mekanlar kiralık olarak verilmiştir.

     6. Sağlık Hizmetleri: Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından %40 ve üzeri özür beyan eden bireylere ücretsiz sağlık hizmeti verilmektedir.

     7. Sosyal Yardım Hizmetleri: Büyükşehir Belediyemiz tarafından, Sosyal Hizmetler Şube Müdürlüğü’nce her yıl özürlülere yönelik çeşitli ayni yardımlar yapılmaktadır. 2006-2007 eğitim ve öğretim yılında, ilimizde eğitim yardımına ihtiyacı olan öğrencilerimize eğitim seti yardımı gerçekleştirilmiştir. Eğitim yardımına ihtiyacı olan öğrencilerimizin tespiti sırasında Milli Eğitim İl Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyet gösteren özürlü öğrencilerimize eğitim veren okullarımıza öncelik tanınmıştır.

     Yine ramazan ayı içerisinde gerçekleştirilen gıda yardımlarının verileceği ihtiyaç sahiplerinin belirlenmesinde, özürlü dernekleriyle iletişime geçilerek, dernekleri kapsamında gıda ihtiyaçlarını karşılayamayan özürlü bireyler tespit edilmiş ve gıda yardımları adreslerine kadar teslim edilmiştir.

     Türkiye Sakatlar Derneği Bursa Şubesi tarafından başlatılan “200 Günde 200 Akülü Tekerlikli Sandalye” yardım kampanyasına, belediye başkanlığımızca yine Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından 20 adet akülü sandalye alımı gerçekleştirerek destek olunmuştur.

     Sosyal  Hizmetler Şube Müdürlüğümüz bünyesinde sanat ve meslek eğitimi hizmetleri planlama çalışmaları tamamlanmış ve BUSMEK adı altında Ocak 2006 tarihi itibariyle tüm hemşerilerimize ücretsiz olarak sanat ve meslek eğitimleri verilmeye başlanmıştır. Tüm kurs merkezlerimize özürlülerin ulaşabilirliğinin sağlanması yönünde çalışmalar yapılmaktadır.

     Büyükşehir Belediyesi olarak özürlülere yönelik yaptığımız hizmetler bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da artarak devam edecektir. Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.

     OTURUM BAŞKANI-SEDAT YALÇIN Biz de teşekkür ederiz. Kamu ve yerel yönetimlerle ilgili sunumlarımız tamamlanmış oldu.

     Bir sivil toplum örgütü temsilcisi, bu konularda hakikaten çok büyük emekleri olan Sayın Ayhan Zembilci, Bursa Yerel Gündem 21 Engelliler Meclisi Başkanı; buyurun.

     AYHAN ZEMBİLCİ-Bursa Yerel Gündem 21 Engelliler Meclisi Başkanı Sayın Başkan, sayın üyeler; hepiniz hoş geldiniz. Aslında anons edilirken engelliler meclisinin yaptıkları ve yasalardan bahsedilecek deniliyordu. İster misiniz, bunların hepsini tek tek okuyayım mı size? Bence hiç gerek yok. Yasa çıkar, yani yasa çıkarmayla ilgili bir sıkıntımız yok. الله’a çok şükür şu anda da dünyanın en hızlı yasa çıkartan meclisine sahibiz.

     Şimdiye kadar, engellilerle ilgili yapılanları dinledik. Aslında yapılanlar için şükran borçluyuz, güzel. 8,5 milyon özürlü var. 25 milyon insan var Bursa’da, 600 bin kişi var etkilenen. Yani engellilerin yaşadığı sıkıntıyı annesi, babası, kardeşi, sevgilisi, arkadaşı da çekiyor. Bütün bunların hepsini bir araya getirdiğimizde biz Bursa’da 600 bin insandan bahsediyoruz. Yani nüfusun hemen hemen 2/3’ü.

     Kent Konseyi Bursa’nın incisi olmalı. Ben Bursalıyım deyip de Bursa’ya sahip çıkan sivil toplum örgütlerinin buraya katılıp görüşlerini bildirebileceği; düşüncelerini, aksattıklarını anlatabileceği en önemli merci bence. Ama zaman zaman Kent Konseyi toplantılarında sadece sivil toplum örgütlerinin siyasi show yaptığını gördüm. Yani buraya, Bursa’ya sahip çıkmak adına değil de kitlesi adına siyasi show yapmak adına geldiğini gördüm ve bu beni üzdü.

     Engelli, siyasi bir malzeme değildir. Engelli ayrı bir insan da değildir aslında. Engelli, toplumun içerisinde yaşayan ama kendisine fırsat verilemeyen sıradan Bursa vatandaşıdır. Engelli fazla bir şey istemedi ki. Engelli özel bir şey de istemedi aslında. 1990 yılında, 1992 yılında yapılan uluslararası sözleşmelerle, Sakat İnsanların Hakları Bildirgesi ile, uluslararası sözleşmeleri önce imzaladık, sonra meclisimizde yasalaştırdık. Ne yaptık? Dedik ki “ engelli kendi başına mücadele edebilmeli; şehrin içinde iş arayabilmeli; okula gidebilmeli; bir sıkıntısı olduğunda yalnız başına çıkıp seyahat edebilmeli”. Peki, biz bu imkanları verebildik mi? Yok veremedik, verdiklerimiz sadece devede kulak kalır.

     Sorunun çözümü insanın beyninde. Yani engelliye yapılan hizmetler alt alta sıralanıp anlatılabilecek bir şey değil. Çünkü eğer bir engelliyi vatandaş sınıflarının içerisinde görmek istiyor isek, biz engelliye yaptıklarımızı değil yapacaklarımızı anlatmalıyız. Sıradan her vatandaş gibi, her Bursalı gibi sokağa çıktığında yalnız başına mücadele edebilmeli. Peki engellinin en büyük sorunu nedir? Alt alta sıraladığınızda başta eğitim derler, ulaşım derler. Aslında ulaşım en büyük sorunlarımızdan bir tanesi. Yani yalnız başına, tek başına ulaşımını sağlayan bir kişi eğitimini nerede alabileceğini araştırabilir.

     Son çıkan yasalarla birlikte yerel yönetimlere ve merkezi yönetime büyük sorumluluklar verildi. Biz Bursa’da olduğumuz için Bursa’yı örnek veriyorum. Bursa’da bütün kamu kurum ve kuruluşlarına, bir kere kendi binalarını engellilere göre düzenleme yükümlülüğü getirdi. Sonra Bursa’daki kamuya açık bütün alanların; parkların, bahçelerin, sinemaların, otoparkların ve ulaşım araçlarının tamamının özürlülere yönelik değiştirilmesiyle ilgili birtakım yükümlülükler getirildi. Elbette bütün bunların hepsi birer süreç. Tabii ülkemizin içerisinde bulunduğu sosyal-ekonomik durumla birlikte düşünüldüğünde zaman alacak. Ama artık engellinin zamanı da sabrı da kalmadı.

     Engelli diyor ki “beni engellemeyin, ben istediğim zaman yaparım”. Bunun en büyük ispatı, tespiti Yerel Gündem 21 Engelliler Meclisi’dir. Kültür-Sanat alanında olsun Sosyal-Kültürel hayatın içerisinde olsun, hangi taşı kaldırırsanız altında engelliler meclisini görürsünüz. Çünkü engelliler meclisi karma özürlülerden oluşan, bütün özür gruplarının kendisini bizzat temsil ettiği bir kurum. Yani birileri tarafından temsil edilmiyor, kendi isteklerini kendisi ifade edebiliyor. Çözüm, Bursa’ya sahip çıkma, Bursa’da sorunu çözmenin kapısı Yerel Gündem 21’den geçiyor demek ki.

     Sivil toplum örgütlerine çağrımdaki maksat şuydu: Aslında ben burada Sanayi ve Ticaret Odası Başkanlığı’ndan bir yetkiliyi görmek isterdim. Özürlülerle ilgili istihdam edilen işçilerin, özür gruplarının arasından niye hafif özürlülerin tercih edildiğini sormak isterdim. Spastik özürlü olup da işletmeyi bitiren özürlü olduğunu düşünebiliyor musunuz? Tekerlekli sandalyesinde ama işletme mezunu olmuş, ulaşımı sağlayamadığı için gidip işyerlerinde iş bulamıyor. İşveren diyor ki “bu adam tekerlekli sandalyede ne iş yapar?” Bırakın ona bir fırsat verin; deneyin, bir ay deneyin; işe almayın; sadece ne yapabileceğini görün. Ama biz spastik bir özürlünün zekasıyla dünyayı altüst edecek buluşlara imza atabileceğini biliyoruz. Devir artık teknoloji devri, bilgisayar devri. Oturduğunuzda parmaklarınızla dünyayı yönetebiliyorsunuz.

     Demek ki biz engellinin sorunlarını çözebilmemiz için daha çok Kent Konseyi toplantıları yapacağız. Kendimizi daha iyi ifade edebilmek için bu salonu doldurmak çok önemli değil. Biz tutanaklarımızla bütün üyelerimize bunları göndereceğiz ama bizim en büyük sıkıntımız, çıkan yasaların icra kurulları tarafından yani çalışan memurlar tarafından bilinmemesi. Devlet yasayı çıkartmış, الله razı olsun, kesinlikle sıkıntı yok. Ama çalışan memurun bilgisizliği yüzünden, zaten evinden güç çıkan özürlü gittiği kurumdan; yediği fırçayla diyorum, açık ve net söylüyorum, çünkü bunlar bana yansıyan şeyler, size de yansıması gerekiyor; tekrar evine bitik ve bıkkın dönüyor.

      Özürlü 18 yaşının üzerine çıksa da, aslında çalışıncaya kadar babasının veya annesinin sosyal güvenliğinin şemsiyesinden faydalandırılır der yasa. Ama hastaneye gittiğinde “çocuğun 18 yaşını geçmiş, tedavi edilemez deniliyor”. Dönüyor geriye yeşil kart alacak, “senin sosyal güvenliğin var” deniliyor, yeşil kart verilmiyor. Buradaki çelişkiyi düşünebiliyor musunuz? Yasayla bunun ne alakası var? Bu sadece bilgisizlikten kaynaklanıyor. Biz de Yerel Gündem 21 Engelliler Meclisi olarak, mümkün olduğunca eğitim çalışmalarına devam etmek istiyoruz ve önümüzde ayın 29’unda yine böyle bir panelimiz var, Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı ile ortak. Engellilerin sosyal haklarını birlikte öğrenelim diye bir çağrıda bulunduk. Yine bütün kamu kurum ve kuruluşlarına çağrıda bulunduk. Çünkü salonda oturan özürlüler kendi haklarını biliyor arkadaşlar. Onunla ilgili bir sıkıntı yok. Biz icra kurulu tarafından sıkıntılıyız. Yani genelgeler geldiğinde çalışan memurlara bizzat okutmalıyız bunu.

     Bursa Büyükşehir Belediyesi yaptığı çalışmaları anlattı. Çok güzel ellerine, kollarına sağlık ama yeterli miydi? Yetmez, yetmeyeceğini aslında biz de biliyoruz. Bizim kapıdaki güvenlikçimizden içeride çalışan evrak memuruna kadar, içeriye gelen evrakların ne anlam ifade ettiğini mutlaka öğrenmemiz lazım. Ben de kamu kuruluşundan emekli oldum, ben de genelgeler okudum ama genelgelerin memurlar tarafından nasıl okunduğunu çok iyi biliyorum. Okudum diye imza atarsınız arkaya ama okumazsınız. Çünkü vaktiniz yok, çünkü onu tek tek okuyacak olursanız kurumdaki iş aksayacaktır. Onun yerine biz diyoruz ki, Sayın Valim lütfen, kamu kurum ve kuruluşlarında mutlaka eğitim seferberliği yapılmalı.  Neyin eğitimi? Çalışan memurlar yasalarla ilgili mutlaka bilgilendirilmeli. Çünkü devlet görevini yapıyor, yasaları çıkartıyor; bizler görevimizi yapıyoruz, ilgili yasaları üyelerimize aktarıyoruz, haklarıyla ilgili bilgilendirmeler yapıyoruz; ama biz diyoruz ki bütün kamu kurum ve kuruluşlarında mutlaka çalışan memurlar sosyal haklarla ilgili, bakın sadece engellilerle ilgili değil, sokaktaki fakir vatandaş da aynı sıkıntıyı yaşıyor. Bizim derdimiz engellilere ayrı bir özerklik değil, özel bir ilgi değil. Fırsat eşitliği istiyoruz. Bizim yola çıkış sloganımız şu: Engelliler Meclisi olarak diyoruz ki “bize fırsat verin, fırsatı da aman aman kendinizi zorlayarak değil yasaların bize vermiş olduğu çerçeve içerisinde verin, bizim yolumuzu düzeltin”.

     Şurada ben Bakkallar ve Bayiler Başkanı’nın olmasını isterdim. Niye? Kaldırım işgaline son verdirsin diye. Adam bakkal dükkanı açmış, kaldırımın ortasına kadar tezgah açmış. Türkiye Elektrik Kurumu’nun burada olmasını isterdim. Elektrik direklerini değiştirdi, çıkarttığı direkleri tekrar aynı yere taktı. Yıllardan beri konuşuyoruz. Niye? Türkiye Elektrik Kurumu, direklerini geriye çek! Gidiyorsun işçiye soruyorsun “kardeşim bunu niye şuraya almıyorsun?” Aldığın cevap “ben anlamam, plan-proje böyle”. Hiç alakası yok. Demek ki daha bilinçli bir toplum olabilmek için kendimizi yetiştirmemiz lazım. Sorun engelli sorunu değil arkadaşlar, toplum sorunu.

     Sayın Başkan çok teşekkür ediyorum. Ben konuşacak olursam çok daha fazla konuşurum. Ama bütün katılımcılara diyorum ki engelsiz günlerde, engelsiz yarınlarda buluşalım; انشاءالله bir dahaki konseyde daha güzel şeyler anlatalım. Teşekkürler.

     OTURUM BAŞKANI-SEDAT YALÇIN  Biz de teşekkür ediyoruz.

     Değerli izleyiciler; Ayhan Bey’in de dediği gibi aslında bu bir süreç, bilgilendirme süreci. Bugünkü toplantının amaçlarından biri de bu zaten. Engelli sorunlarını önce toplum olarak, her aşamada görev alan insanlar olarak öğrenmeliyiz ki gereğini de yerine getirebilelim.

     Şimdi konuşma sırası Prof. Dr. Suna Taneli’nin. Engellilerin psikolojik durumlarıyla ilgili değerlendirme yapacaklar, buyurun efendim.

     Prof. Dr. SUNA TANELİ- Sayın Başkan, Sayın Vali Yardımcımız, Değerli Katılımcılar,

     Ben bugün engelli olmak konusunda ve onların yaşadığı sorunlar konusunda çok kısa hatırlatmalarda bulunmak istiyorum. Hepiniz biliyorsunuz, sağlıklı olduğumuz zamanlarda özellikle…

     …Engelli olmanın ne olduğunu insan olarak pek düşünmeyiz. Ancak bir örnek gördüğümüzde aklımıza gelir ama hemen “الله korusun” der ve geçiveririz. Eğer yolunuz hastanelere düşüyorsa, bunu ziyarete gelen kişilerde çok kolay görebilirsiniz. Başlarını çevirirler ya da merakla bakarlar ya da “ne oldu” diye sorarlar. Ama hiç akıllarına gelmez, bir gün bana da gelebilir, ben de çocuğumda görebilirim gibi…

     Engelleri biz hep bedensel, işitme, görme engeli gibi düşünüyoruz. Oysa çocuk ve ergen yaşlarda başlayan ve insanları engelleyen pek çok hastalık var. Ben burada sadece birkaç tanesini aldım. Mesela astım hastalığı var. Çok uzun süreli yaşanan bir hastalık. Sigara içilen ortamlarda duramazlar mümkün değil, hava kirliliği etkiler insanları. Doğuştan gelen kalp hastalıkları var. Ülseratif kolit var. Mesela bir öğrencimiz vardı, tıp fakültesi 4. sınıftaydı, derste utancından sıranın en arkasına kaçıyordu, insanlardan uzağa kaçıyordu. Çünkü bağırsaklarının denetimi elinde değildi. Ne zaman ne olacağını bilemiyordu ve çok heyecanlanıyordu, çok utanıyordu, ruhsal olarak rahatsızdı.

     Kronik böbrek yetmezlikleri, bedensel engeller; hemofili kan hastalığı, spor yapamıyor çocuklar. Kanamaları başladığında uzun sürüyor çünkü onların kanaması; görme engeli, işitme engeli, epilepsi. Epilepsili çocuklar oldukça yüksek sayıda toplumumuzda. Serebral parelizililer, demin arkadaşımız söyledi; görüyoruz, bedensel bir engeli var, hareket bozuklukları var, hemen bundan bir sonuç çıkarabiliyoruz toplumda. Zekası da mutlaka aşağıdadır diye düşünüyoruz, değil. Zeka gerilikleri, mongolizm, görür görmez tanınıyor bu çocuklar. Diyabet, şeker hastalığı ile yaşamak da bir sorun ya da çift cinsiyetli insanlar. Kadın ya da erkek cinsiyetinin her ikisini birden içerenler toplumda oldukça sorunlar yaşayan insanlar.

     Bir bakarsak, yine Ayhan Bey  söyledi sağ olsun, engellilerin normalde %5 ile %15 oranında olduğunu görüyoruz çocuk ve ergen yaşlarda. Yani her on çocuktan bir tanesi engelli. Engelli çocukların ruhsal hastalıkları da sağlıklı çocuklardan 2-3 kat daha fazla. Bu, bu kadar olmayabilir. Eğer aileler bilinçlenirse, eğer toplum bu çocuklara gerekli özeni ve önemi gösterirse.

     Peki bu çocuklar, bu engelliler nasıl uyum sağlasınlar hastalıklarına? Hastalığın koşulları önemli. Onu ne kadar engellediği, dışarıdan ne kadar bu hastalığın görüldüğü ya da kişinin yaşam öyküsü. Küçük yaştan itibaren engelli olarak neler yaşadı? Anne-baba ona ne kadar yakındı? Toplum ne kadar destek oldu? Kişilik yapısı önemli; bazı insanlar vardır, olumlu görür her şeyi, bardağı yarı dolu görenler gibi; bazıları da vardır, her şeyden bir olumsuz sonuç çıkarabilirler; ya da ailesi ve sosyal çevre. Bunların hepsi bir araya geldiğinde engellinin hastalığa uyumunu, çevreye uyumunu etkiler.

     Ailenin uyuma etkisini ne etkiler? Ailenin uyumu çocuğu etkiler, aile pozitif yaklaşırsa çocuk da uyum sağlar; ailenin yaklaşımı negatifse yeterli bakım veremez ve terbiyesinde uygun davranamaz. Bir de engellilerin kardeşleri de ihmal edilirler. Böyle aileler tanıyoruz. Engelli olan çocuğa gerekli özeni gösteriyorlar ama bu nasılsa sağlıklı, nasılsa kendi kendine olup bitiyor, başının çaresine bakıyor deyip, o çocuğa ilgi göstermiyorlar. Böylece onlar da en az engelliler kadar etkilenmiş oluyorlar.

     Çevrenin reaksiyonu çok önemli çocuğun uyumu için. Çocuk kadar aile de çevrenin reaksiyonundan, tutumundan etkilenir; sosyal olarak geri çekilir ve engelli bireyi de saklamaya yönelir. Çok şükür günümüzde daha çok konuşuyoruz, aileler daha çok bilinçleniyor ve daha çok ortaya çıkarabiliyoruz. Ama en son Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin ve Kadının Statüsü Birimi’nin uğraştığı bu görme engelli çocukları yakalama konusunda da gördük. Gördüler ki bize de bildirdiler. Çocukları ortaya çıkarmıyor aileler. Tek tek kapı kapı dolaşıp ya da birbirlerinden işiterek bulunmalarını sağlamak zorunda kalıyorlar.

     Engelli çocukların kişilik yapıları nasıl? Saydığımız bütün engel gruplarının kendine özgü kişilik yapıları geliştirebileceklerini biliyoruz. Ama hastalıktan bağımsız olarak bu çocuklar korkuyorlar, baskılanmışlar, utangaç oluyorlar, geri çekiliyorlar, pasif ve kendine güvensiz oluyorlar. Eğer bizler müdahale etmez ve onların yolunu sağlıklı bir şekilde açmazsak.

     Aile nasıl etkilenir? Engelli bir çocuğa sahip olan bir aile önce bir şok ve karmaşa yaşar. Şok yaşar, herkes sağlıklı bir çocuğa sahip olmak istiyor, onunla gurur duymak istiyor. Bu çok doğal bir reaksiyonu ailenin ve böyle bir şey olduğunda, bakım maalesef yalnızca ve yalnızca annelerin üstüne kalıyor. Çünkü genelde anneler duygusal tepki veriyorlar. Babalar gerçeği kabullenmede zorlanıyorlar, hastalığı görmezden gelmek istiyorlar, hastalığı görmemek için çocuğu da görmezden gelebiliyorlar. Ana-baba ilişkisi bozuluyor. Birçok ailede görüyoruz, birbirlerini suçlamalar, genetik olarak suçlamalar, sen şöyle yaptın da o yüzden bu çocuk böyle oldu demeler ve onun ardından boşanmalar gelebiliyor. Çocuk gibi, aile de çevreden soyutlanabiliyor. Çıkmıyor akrabalarının içine. Çocuğunun kabullenildiğini görmediği için ya da çocuğun engellerle karşılaştığında üzüldüğünü gördüğü için o da toplumdan uzaklaşabiliyor.

     Oysa ailelere düşen görevler var. Neler olabilir? Aşırı koruyucu olmamak. Bizim toplumsal özelliğimiz de o. Yardıma koştuğumuzu düşünüyoruz ama onu üzüyoruz onunla. O kendi başına başarmak istiyor, kendi başına bir birey olmak istiyor. Gerçekten yolda kendi başına gitmek istiyor; kaldırıma çıkabilmek istiyor; kaldırımdan inebilmek istiyor; otobüse binebilmek istiyor; affedin tuvalete gitmek istiyor. Yani bütün fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarını tek başına halletmek istiyor.

     Ailenin çocuğu reddetmeden kedere katlanabilmesi gerekiyor. Çünkü gerçekten üzücü ama onu kabul edebilirsek, o üzüntüyü bir sevince döndürme şansımız var. İlerlemenin küçük adımlarla olacağını bilmek gerekiyor. Birçok aile mucizeler bekliyor. Örneğin erkek çocuğunu kaybetmiş bir baba, ondan sonra doğan zihinsel engelli çocuğun mükemmel olmasını istiyor. Zaten ölmüş bir kişinin yerine hiç kimse geçemez. Bu çocuktan beklenen şey çok ağır. Sen o ölen kadar başarılı ol; “kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur” diye bir deyimimiz var; ölen kimse çok yüceltilir. Bu çocuk da zihinsel engelli ve çok sıkıntılı. Baba küçük adımlarını görmezden geliyor. Çocuğu korumak adına çocuğa hiçbir iş yaptırmıyor ve çocuk 16 yaşına geldiğinde, öylesine büyümüş hiçbir toplumsal görevi olmayan sorunlu bir çocuk haline gelebiliyor.

     Sosyal çevrenin etkisi çok önemli. Çocuk zaten kendini geri çekmeye meyilli, sosyal yetenekleri eksik, ailenin hayal kırıklığı var. Çevrenin ön yargıları da buna eklenince, insanları damgalama özelliği buna eklenince, çocuklar çok daha sorun yaşıyorlar. Sosyal desteğin rolü var mı? Çok, pek çok. Kişinin yaşamın zorlayıcı yönleriyle başa çıkmasında, stresin olumsuz etkilerine direnç göstermesinde sosyal ilişkilerin önemli bir rolü vardır.

     Her zaman söylüyoruz, hepimizin bir ihtiyacı var. İnsan ne ister toplumda? Sevilmek ister, gözetilmek ister, değer verilmek ister. Ama en önemlisi toplumun bir parçası olduğunu bilmek ister. Bütün bunlar fiziksel sağlığımız ve kendimizi iyi hissetmemiz için gereklidir. Bu kişilere duygusal destek, katlanılması zor durumlara bireyi cesaretlendirerek direnme gücü sağlar; yalnız olmadığı duygusunu verir.

     Araç yardımı, bu 200 günde 200 tane sandalye muhteşem bir şey. Araç yardımı somut bir destektir. Onu mobil kılar, özgür kılar.

     Bilgisel yardım çok önemlidir. Aynı durumdaki kişilerin nasıl başa çıktığı konusunda önerme getirir; hastalık hakkında bilgi verir; hastanın kontrolünü sağlar.

     Sayılan bütün güçlüklere rağmen aileler çocuklarıyla olumlu bağlar kurabilir. Ailenin güçlü yönleri ortaya çıkarılabilir. Her kriz, kriz kelimesinin kendisi bile bir şansı içerir. Travma geçirmiş çocuklarımızda sıklıkla görüyoruz; erken olgunlaşıyorlar, çabuk olgunlaşıyorlar. Çünkü bir şeyleri başarmak zorundalar, yaşamlarında bir şeyler sekteye uğruyor ama onu şans olarak kullanan insanlar daha farklı, daha olgun gelişebiliyorlar.

     Arkadaş, tanıdık ve akrabaların yardımı çok önemli. Kurumsal yardımlar son derece önemli ve destek grupları önemli. Yani aynı hastalığa sahip olan insanların bir araya gelerek çözüm üretmeleri çok önemli. Ama hepimiz için en önemlisi engel, engelli olma, engelle yaşama konularına zihnimizde yer açmaktır; bu konuda düşünmektir; gönlümüzde yer açmaktır. Teşekkür ediyorum, sayılarımla.

     OTURUM BAŞKANI-SEDAT YALÇIN Biz de teşekkür ediyoruz.

     Söz sırası Prof. Dr. Sayın Emin Balkan’da. Sayın Balkan, Uludağ Üniversitesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi; engelli çocuk ve ailelerinin yaşadığı sorunları bizimle paylaşacak.

     Buyurun Hocam.

     Prof. Dr. EMİN BALKAN-Uludağ Üniversitesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Sayın Valim, Sayın Başkanım, saygıdeğer konuklar; bugün ben bir hekim, bir öğretim üyesi ve bir özürlü derneğinin Bursa şube başkanı olarak yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak için buradayım.

     “Spina bifida nedir?” diyeceksiniz. Spina bifida doğumsal; belinde, omurgasında ve omuriliğinde defekt olan ve ona bağlı bedensel, idrar ve kaka özürleri yaşayan kronik hastalığı olan bir grup. Ben bu hastalarla çok yoğun çalıştığım için, bu hastalık grubunun hasta ve aileleri derneğinde görev alıyorum ve onlarla birlikte olmaktan da mutlu olan bir kişiyim. Belki de ilk kez her yıl, bu gruptaki özürlü ve ailelere kongreler düzenliyoruz. Son kez de Bursa’da yaptık, eylül ayının ilk haftası, özürlü ve ailelerine eğitim ve sosyal içerikli kongreyi Bursa’da gerçekleştirmemizin mutluluğunu yaşıyorum.

     Bir hekim olarak bunlarla birlikte çok yoğun vakit geçirirken, aile ve hasta bazında yaşadıkları sıkıntılar nelerdir, ne gibi sıkıntıları bizlerle paylaşıyorlar veya biz hangi sıkıntılarını gözlüyoruz? Onları sizlerle paylaşmak isterim.

     Bir, öncelikle aile formatında neler bekleniyor, neler yaşıyorlar? Bunlar bir anne-baba. İlk bebeklerini bekliyorlar, çok büyük bir mutluluk var. Ama gebeliğin ikinci ayından itibaren (artık teknoloji ilerledi) anne karnındaki bebeğin anomalisi, özrü aileye söyleniyor. İşte bu andan itibaren ailede bir yıkım başlıyor. Maalesef hekim arkadaşlarımızın veya sosyal kurumların veya kamu kuruluşlarının bu tür hastalara veya bu tür özrü olan kişi veya ailelere desteği yeterince yok Türkiye’de.

     Şimdi bu aile sevinecek mi, üzülecek mi? Birincisi bu özür ne boyutta bir sıkıntı yaşatıyor? Toplum içinde ne kadar sıkıntı paylaşacaklar ve bu sorunu nasıl çözecekler? Biz hekimlere sordukları ilk soru. Biz bunu aldıralım mı, aldırmayalım mı? Yani kürtaj olsun mu olmasın mı? Toplumumuzda bir grup var ki dini inançlarından dolayı kürtaja hiç yakın davranmıyor “الله’ın takdiri, doğumdan sonra gerekeni hep birlikte yapabiliriz” diyor. Bir kısmı da kürtajla aldırmayı tercih ediyor. Son yıllarda da özellikle kadın-doğumcu arkadaşlarımızın bu yönde eğilimi ile omuriliğinde böyle sıkıntılar olabilecek hastalarımızın veya bedensel özürlü veya zihinsel özürlü olabilecek hastalarımızın daha gebelik döneminde yaşamına son veriliyor.

     Bu dönemde tanınan veya hiç bilmiyorlar, gebelik döneminde tanı konmamış veya aile bilmiyor, doğum gerçekleşiyor. Yine bir aile çok büyük heyecanla doğumu bekliyor, bebekle karşılaşacaklar, bebekte bir anomali. Bu gözle görüleni, bir de gözle görülemeyen ve daha sonraki boyutlarda, yeni doğan döneminde ve daha sonraki dönemlerde karşılaşacakları hastalıklar var karşılarında. Şimdi bu aile böyle anomalili bir çocuğu gördü, iki sıkıntı yaşıyoruz. Birincisi ailenin, ilk olarak özellikle doğuran annenin anomalili bebeğe tepkisi oluyor. Bir kısmı kabul ediyor, bir kısmı edemiyor. Biz özellikle çocuk cerrahisi yoğun bakımlarına, bu türde ciddi anomalileri olan bebeklerin aileleri tarafından terk edildiğini çok yaşıyoruz. Bu yönde, doğduğu andan itibaren öncelikle ailelere destek vermek ve bilgilendirmek gerekiyor.

     Böyle bir bebeğe biz hekimlerin mutlaka ne boyutta destek vereceğini, doğumun nasıl yapılacağı, nerede yapılacağı, doğduktan sonra bu hastaya hangi müdahalelerin ve desteklerin verilebileceği konularında aileyi mutlaka bilgilendirmemiz gerekiyor. Yine maalesef ülkemizde bu yönde bilgilendirme yeterince olmadığına da şahidiz.

     Bir kısım hekim arkadaşlarımız bu anomalili bebekleri ölüme terk ediyor; ailelere diyor ki “alın bu bebeği, götürün eve”; ailede büyük bir yıkım. Onu sahiplenecek ama aileye yönlendirilen ifade “ölümü bekleyin”. Nasıl yaklaştığını sizler düşünün. Bir kısmı da, bizler özellikle %01 bile şans olsa o şansımızı kullanmak isteriz. O aileye bu sıkıntılarının çözüm yollarını, nasıl çözeceğimizi ve neler yapabileceğimizi, bebeğimizin ileriki yıllarında hayatın içinde hangi sıkıntıları ailelerle paylaşacağı konusunda mutlaka bilgi verip, o yönde hareket ederiz.

     Şimdi böyle bir bebek doğdu ve doğumdan sonra da çevrenin tepkisi başlıyor. En yakın çevre, akrabaları “bizim şunun bebeği olmuş, şöyle bir anomalisi varmış”. Aile zaten perişan, yıkılmış, çevreyle paylaşmıyor, saklıyor kendi içinde; hatta karı-koca arasında bile sıkıntı varken, kendi yakın çevresiyle paylaşmakta sıkıntı varken, bir de komşular, akrabaların söylemleri ve davranışları bu aileleri yıkıyor. Çevreden soyutlanıyor bu aileler, soyutlanmaya başlıyor.

     Başka bir sıkıntı, böyle bir anomalili bebek veya sıkıntılı bir bebek doğduktan sonra ailelerimizin, maalesef ülkemizde de sağlık güvencesi olanların da olmayanların da yaşadığı çok büyük sağlık problemleri, organizasyonda sıkıntılar var. Bu yönde büyük bir travma aileye. Bunların ameliyatları veya bakımları bir günlük değil, bir haftalık da değil, ömür boyu hekime gidecek, yalnız bir hekim de değil; bu tür hastalarımızın çoğunluğu çok değişik hekim veya sağlık mensuplarından yardım almak zorunda. Değişik birimlere koşturmak zorunda. Bir gün orada, bir gün başka bir yerde sırada bekleyecekler hastasıyla beraber; hizmet almaya çalışacaklar; başka bir gün başka bir yerde. Maalesef ülkemizde, Bu tür hastalara daha ortak polikliniklerin oluşturulmasında fayda var diye düşünüyoruz. Biz bunu çok savunan kişileriz ama maalesef yeterince yol alamadığımızın farkındayız.

     Sağlık uygulamalarıyla ilgili sıkıntılar, ailelerin yine büyük önemli problemlerini teşkil etmekte. Maalesef burada birkaç sıkıntı var. Bir, biz hekimlerin de bu hastalık konusunda yeterince bilgili olmaması. Birincisi oradan başlıyor. Örneğin çok üst seviyede hizmet eden bizler veya üniversiteler veya ihtisaslaşmış bir birim “A” tedavisini veya bazı manipülasyonları öğretiyor. Diyelim ki  hasta sigortalı, SSK’da reçetesini yazdıracak. Büyük bir travma, “böyle bir tedavi mi olur, git kim yazmış bunu” denmesi zaten bitiriyor. Hasta yeniden geliyor, perişan, onunla ilgili koşacak, raporlar alacak, heyet raporuna girecek. Çok büyük sıkıntıların içindeki bu hastalar nereye gideceğini, nereden yardım alacağını bilemeyen bir grup.

     Bu hastaların sağlık güvencesi organizasyonundaki sıkıntının yanında, özellikle özürlü hastalarımızın çok değişik yardımcı alet ve cihaz temini sıkıntıları da var. Bunlar rapora ulaşabiliyor, özürlü kurulundan da çıkıyor, ancak aleti temin edebilecek ülkemizde yeterince profesyonel imalatçılarımız yok. En basiti bir ayakkabı; geliyor, olmuyor, bir daha gidiyor olmuyor. Veya ateller veya tekerlekli arabalar veya başka bir cihazda oldukça yoğun sıkıntılar yaşamaktayız.

     Bu aşamalardan geçenler sosyal hayatın içine girmek istiyor ama bir özürlü çocuğuyla beraber, önce kendi yakın çevresi dışlıyor. Benim hastalarımın çoğunluğu idrar ve kakayla ilgili özürlüler. Biraz evvel hocam bir öğrencisinden bahsetti. Çiş ve kakasını kaçırıyorlar en basiti. Veya kronik bazı hastalıklarımız var. Böyle özürlü ailelerin kendileri de gitmek istemiyor veya karşı taraf, aile, akraba, eş-dostu da yanına almak istemiyor. Sosyal hayatın içine girmek isteyecekler için, Bursa’da bir tek böyle bir toplantı salonunda bir özürlü arabasını sahneye çıkarabilecek tek salon burası. Düşünün Bursa gibi büyük bir ilimizde kaç tane salonumuza tekerlekli sandalyeyle rahatlıkla girebilecekler, salonda yer alabilecekler veya diğer alışveriş merkezlerine ulaşabilecekler. Bu hastalarımızın yakınları bu yönlü sıkıntılarla perişan olduktan sonra toplumun içinden de soyutlanmaya ve girmemeye çalışıyorlar.

     Barınma koşulları; bu hastalarımıza sahip olan ailelerimiz bu sorunu yaşıyor. Biraz evvel akülü araba dediniz, tekerlekli sandalye. Bursa’daki hemen hemen çoğu konutun özürlü arabasıyla girip çıkamazsınız. Haydi rampa da yaptık, asansörlerin çoğunluğuna özürlü arabaları girmiyor. Kamu kuruluşlarının hemen hemen çoğundaki asansörler bu şekilde. Bu seneki yaptığımız kongre beş yıldızlı bir oteldeydi. Özürlüler üst katlardaki odalarına normal asansörle çıkamadı, yük asansörüyle çıktı. Bu paylaştığım bir duygudur. Bursa gibi bir yerde, beş yıldızlı bir otelde organize etmişiz ve buralarda yer alamıyorlar. İşte bu tür ailelerin ev bulurken, ikamet ederken de özürlüye uygun bir konut temininde oldukça büyük sıkıntı çektiğinin farkındayız.

     Yine bu ailelerin ilk çocuklarıysa, özellikle ilk çocuktan sonra çok daha fazla yaşıyoruz; ikinci çocuk yapmayı düşünmüyorlar. İki türlü sıkıntı var. İkinci çocuğa nasıl bakabilirim veya o da bir özürlü olursa… O desteği de mutlaka vermek, bilgilendirmek gerekiyor. Örneğin gebelikten önce, yani gebe kalmadan  dört ay önce folik asitli yeterli beslense, %80’inde spina bifida görülmüyor. Genetik yani kalıtsal geçiş hemen hemen yok, %5’in altında. Bunun bilgisini versek, bir sonraki bebekte hemen hemen hiçbir şey olmayacağını öğrenmek onlar için büyük bir müjde oluyor. Özellikle ben hastanemde hastalarıma hizmet ederken, “ikinci bebeğiniz var mı, başka bebek düşünüyor musunuz?” dediğimde çoğunluğu düşünmüyor ama onları teşvik ediyoruz. Bu yönde de mutlaka bunlara destek vermemiz gerekiyor.

     Eğitim yine bu hastalarımızın önemli bir sorunu. Özel bir grubu olanlar ayrı; işitsel, görme özürlüler veya zihinsel özürlüler için belki özel okullar temin edeceğiz. Ama bedensel özürlülerin hemen hemen çoğunluğu zeka yönünden iyi seviyede, kendilerinden zeka fışkırıyor, yani üstün zekada. Bunlar okuyacaklar, okumak da istiyorlar, aile de bunun farkında, okula da ulaştıracak aile ama buradaki en büyük sıkıntı, maalesef okul yöneticileri özürlü öğrenci istemiyor. Okuluna böyle bir öğrenci gelirse kendi başlarına bela gelecek diye düşünüyorlar. Şimdi bizler böyle hastalarımıza destek vermeye başladık. Yakın geçmiş tarihte yaşadığım bir iki şey var.

     Bazı kardeşlerimiz, çocuklarımız okuyorlar. Anadolu lisesini kazanan bir kızımız vardı Bursa’da. Kazandığı okul müdürünün ilk tepkisi “böyle bir çocuk nereye geliyor” oldu. O çocuğu kayıt yapmamak için elinden geleni yaptı ve bir başka Anadolu lisesine transfer ettik. Orada da rampa yok, asansör yok, o öğrencinin velisine bunları yaptırtmaya çalıştılar. Her öğrencinin velisi yapamaz bunu. Şimdi o öğrencimiz Bursa’da çok seçkin bir Anadolu lisesinde okuyor. Hem de çok başarılı ama çok büyük özverilerle. Çoğu öğrencimizin okullarda özürlüler için tuvaletleri yok veya idrar ve kakayla ilgili özel mazereti olduğu için okulda bir küçük odada, bir sedyenin üzerinde, aile o özveriyi de vermeye hazır, yani gidecek belli aralıklarla teneffüste bir sonda takıp idrarını boşaltacak veya kakasıyla ilgili destek verecek. Maalesef çoğu okul yöneticilerimiz böyle bir yerin temin edilmesi açısından da yardımcı olmuyor. Burada Milli Eğitim Müdürlüğü’nün temsilcileri yok ama Valim burada. Özellikle en büyük sıkıntıyı okullarda yaşıyoruz. Bu öğrencilerin bu yönde sıkıntılarını her gün bize ilettiklerini de belirtmek istiyorum.

     Ulaşımla ilgili büyük sıkıntıları var ailelerin. Daha önceki konuşmacılar bahsettiler, örnekleri vardır. Büyük bir şehrimiz, Türkiye’nin dördüncü büyük ili diyoruz ama bir özürlü ailesi çocuğunu alarak Bursa’da rahatlıkla gezemeyeceğinin, ulaşımda çok büyük sıkıntılar yaşandığının hepiniz farkındasınız. Bunu özürlü arabasıyla veya artık daha üst seviyede, özürlünün kendi kullanacağı arabanın teminiyle ilgili sıkıntılara kadar da yayabiliriz.

     İş bulunmasıyla ilgili; bu insanlar özellikle destek alabileceği bir ili daha çok tercih ediyor ve işyeriyle evinin yakın olmasını istiyor. Bazı mazeretleri de beraber telafi etmek istiyor. O yönde iş bulmakta sıkıntıları var.

     Bu tür ailelerin büyük sıkıntılarından birisi, biraz evvel Suna hocam bahsetti, anneye daha çok iş düşmesi. Annede yaş ilerledikçe özürlünün de yaşı büyüdükçe bir telaş kaplıyor. “Ben bu çocuğu şimdiye kadar büyüttüm veya büyütüyorum, bakıyorum. Ben göçüp gittikten sonra bu çocuğa kim bakacak?” Bu telaşın içindeler. Bu duygular içindeki bu tür ailelerin daha gebeliğin ilk gününden itibaren, gebelikte fark ettiğinden ölüme kadar psikolojik travmanın içinde olduklarını paylaşmak isterim ve bunlara psikolojik desteğin mutlaka ve mutlaka verilmesinde fayda var diye düşünüyorum.

     Gelelim özürlü tarafına, neler bekliyorlar veya neler yaşıyorlar? Ben kısaca sizlere özetlemek isterim. Yine benzer bazı sıkıntıları var. Sağlık hizmeti ile ilgili sıkıntımız hala çok büyük boyutta. Bu sağlık organizasyonu ülkemiz için büyük sıkıntı. Yerel yönetimler yeni yeni bu hastaları sağlık birimlerine ulaştırmada yardımcı olabiliyorlar. Çoğunun sosyal güvencesi yoktu. Belediye otobüsleri şimdi ücretsiz oldu ama evinden alıp sağlık kuruluşuna götüren bazı organizasyonlar var. Bu yerel yöneticilere de ben hakikaten huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum. Bu tür sosyal desteklerin mutlaka olması lazım.

     Rehabilitasyon merkezleri; yurtdışında bunlar yaygın, görüyoruz; evinden alıp hekime götürüyor. Rehabilite etmek için neler gerekiyorsa, illa hastane de değil; evinde destek veriyor; verilmesi de gerekiyor. Psikolojik desteğine kadar hepsine ulaşmalıyız veya sosyal mekanları beraber paylaşmamız gerekiyor bu hastalarla.

     Bu hastalarımız veya bu kişiler bebekliği geçti, oyun çağına geldi, oynamak istiyor; ona göre özel oyun gerekecek, oyun arkadaşları gerekecek; çevre veya ailelerin uzak tuttuğu “aman onunla oynama, dokunma” veya başka bir şeyler; o çocuklar oyun çağında arkadaşlarından uzaklar. Arkadaş bulmaktan ve birlikte eğlenmek açısından oldukça ıstıraptalar.

     Eğitimle ilgili okul temini, yöneticilerin bakış açısı ve okuldaki şartlar bu öğrencileri yine oldukça zorlayan sıkıntılar. Ulaşımla ilgili sıkıntıları yine paylaştık ailelerle birlikte çocukların da yaşadıkları. Birkaç hastamız var, şimdi okul çağında, lisede. Akülü arabasıyla okula gidenlere çok büyük bir özgüvenin geldiğinin farkındayız. “Ben artık annem, babam veya arkadaşım itmeden, beni taşımadan okuluma gidebiliyorum” diyor. İnanın o çocukların okuldaki başarı durumlarının da belirgin olarak arttığını gözlemekteyiz. Kendi kendine bazı şeyleri yapabildiklerini görebilmek…

     Tuvaletler; maalesef okullarımızın hemen hemen çoğunluğunda özürlülere göre tuvaletimiz yok. Uludağ Üniversitesi’nde bile bir Mühendislik Fakültesi haricinde özürlülere göre hazırlanmış bir mekanımız yok. Rektör Bey, diğer fakültelere de özürlü gelirse, ona göre yaptırım yapabileceğimizi geçenlerde ifade etti, bilginiz olsun. Ben de öğrencilerimizi başka fakültelere yönlendirmeye çalışıyorum. Yani Mühendislik Fakültesi’nde böyle bir imkan var.

     Yine bu çocuklarımızın sosyal hayata girmede sıkıntıları var. Sosyal hayatın içinde yer alabilmesinin yanında artık genç delikanlılık ve kızlık döneminde vücut imajını kabul etmeme büyük sıkıntı olmaya başlıyor. Özellikle bedensel özürlülerde, arkadaşlarıyla kendilerini kıyaslıyorlar ve bu yönde büyük depressif problemler yaşıyoruz. Bunlara o yönde de destek vermemiz ve onları horlamamamız lazım. Maalesef arkadaşları ve çevresi, başka kişiler onları hem acınacak durumlara iterken hem de bazı davranış ve ifadeleriyle bazen üzebildiklerini de bilmemizde fayda var.

     Özellikle bu hastalar, bu özürlü kişiler kendi kendine üretebilmeyi öğrenmek istiyorlar. Yeterliliğini hissetmek, toplumun içinde tüketen değil üreten olmak istiyorlar. Sanatta, iş alanında, her yerde “benim bir özelliğim var ve bu özelliklerimle beraber elim, gözüm, kulağım, ayağım işliyor; bana ayrıcalık yaratmasınlar; ben kendi özelliklerimi öne çıkartayım” diyorlar ve bu yönde de çok büyük gayret gösteriyorlar. Bunu özellikle belirtmek isterim.

     Birkaç hastam var, özellikle bu kongrelerde yaşadığımız bir şeyi paylaşmak istiyorum. Hem bu aileler ve hastaların izole olduklarını paylaşıyorduk hem de biz hekimler bazı sağlık uygulamalarımızı anlatmada sıkıntı çekerken; biz bunları yan yana getirdiğimizde sosyal hayatın içinde, sıkıntıları beraber çözebilmeyi ve bazı uygulamaları da çok rahat görüyorlar. Benim birkaç tane hastam var, özellikle şimdi lise döneminde. Böyle uygulamaları yaptıktan sonra veya kendileri bir araya geldikten sonra inanın kendi kendine yeterli olabildi, öğrendi ve o çocukların psikolojilerinin çok olumlu yönde geliştiğinin de farkındayım.

     İş bulmayla ilgili, yetişkin çağına geldiği zaman bu çocukların büyük sıkıntıları var. Maalesef Özürlüler Yasası var ama Özürlüler Yasası, özürlülere iş temini açısından ülkemizde oldukça sıkıntılı.

     Bu hastalarımızın cinsellikle ilgili büyük sorunları var. Ben anne veya baba olabilecek miyim? Cinselliklerini yaşayabilecekler mi? Bunları anne ve babalarına soramıyorlar ama biz hekimler bire bir paylaşıyoruz. Büyük de sorguları var, bu yönde büyük beklentileri var. Bizim bu yönde de destek vermemiz gerekiyor.

     Yine yaşlılıklarında, biraz evvel annenin demiştim, bu sefer de hasta bazında söyleyeceğim. “Annem babam sağ, bana bakıyor ama onlar gittikten sonra bana kim bakacak?” Bu sorgu özellikle belirgin. Psikolojik sorunları hasta bazında da çok yoğun yaşıyoruz. Bu yönde bu tür hastalarımızla ve ailelerimizle multidisipliner, çok değişik birimlerin de beraber olması gerekiyor.

     Özellikle bu salonda bugün Sayın Valime sitemkar olacağım. Kamu kuruluşları bu özürlülere destek verecek değil artık, gönüllü değil. Resmen devletin özürlüler açısından yapması gereken şeyler vardı. Maalesef bu salonda herhalde bir veya iki tane kamu kuruluşu görevlisi görüyorum. Buna da üzüntümü belirterek saygılarımı sunuyorum. 

     OTURUM BAŞKANI-SEDAT YALÇIN Teşekkür ediyoruz.

     Tabii Emin Balkan Hocamız çok güzel konulara değindi. Biz de bu toplantıdan şöyle bir karar metni çıksın oluşsun istiyoruz. Özellikle fiziksel koşullardaki sıkıntılarla ilgili, bu Özürlüler Yasası’nın getirdiği mecburiyetlerin kamu kurumları ve diğer kuruluşlar tarafından titizlikler uygulanması ve bunun takibinin çok önemli olduğunu anladık bu toplantıda tekrar. Bildiğimiz kadarıyla birkaç yıllık bir süreçte o fonksiyonlarını yerine getirecek o kurumlar. Bu konuyu burada da bir karar metni haline getirmeye çalışacağız.

     Son konuşmacımız Sayın Mücahit Ayaz; engellilerin ibadet ederken karşılaştıkları sorunları anlatacak.

     Buyurun efendim.

     MÜCAHİT AYAZ-Ulu Camii Müezzini Sayın Vali Yardımcım, değerli Divan üyeleri ve değerli katılımcılar; benden engellilerin dini hayatıyla ilgili birtakım hususlara değinmem istenmişti. Ben de bu konuda sizleri aydınlatmaya çalışacağım انشاءالله.

     Her insanın dini hayattan muhakkak kişisel olarak alabileceği, fayda görebileceği hususlar olduğu gibi dinimiz toplum hayatı açısından da bizlere çok önemli katkılar sağlamaktadır. Ama biz burada özellikle engelliler için dinimizin getirdiği hususlar üzerinde duracağız.

     Engelli bir insanın psikolojisinin nasıl olması gerektiği konusunda, yani kendisini nasıl algılaması gerektiği konusunda dinimizin tavsiyeleri var tabii. Daha önceki konuşmacılarımız da bunu dile getirmiş oldular; öncelikle kişinin kendisiyle barışık olması gerekir. Bu konu çok önemli ve çok zorluklarla karşılaşılan bir konudur. Dinimiz bu konuda engellilere çok önemli tavsiyelerde bulunmuş. Yani bunun, kendilerine الله tarafından verilmiş bir hediye olduğunu; bunu böyle kabul etmeleri, bu inançla yaşamaları halinde bu durumla daha kolay başa çıkabileceklerini ifade etmiş.

     Bunun yanı sıra engelli insanların kendi kendine yetme düşüncelerini desteklemiş, hatta istemiş. Yani kendi içine dönük yaşamasından ziyade toplum hayatına karışması, kendi kendine bir şeyleri başarması gerektiğini tavsiye etmiştir. Bunun yanında da kendi kendisine yetebileceğini ve engelli bir insanın hayatta her konuda, çok ciddi konularda da başarılı olabileceğini tavsiye etmiştir dinimiz. Buna örnek olarak Peygamberimiz Salüallahü Aleyhi Vesselam Efendimizin görme engelli olan Abdullah bin Ümmi Mektum’u, savaşlara gittiğinde kendi yerine vekil bırakmasını gösterebiliriz. 13 defa kendi yerine vekil bırakmıştır. O bu işi yapabilir mi, yapamaz mı gibi bir düşünceye kapılmamış; ona her türlü konuda, diyelim ki dini ve siyasi konularda eğitimi gerektiği gibi vererek; onu kendi yerine vekil bırakabilmiştir. Yani engellinin başarısına dinimizin güvendiğini, onun kendisiyle barışık, kendi kendine yeten bir insan olması gerektiğini tavsiye ettiğini söyleyebiliyoruz.

     Engelli kendisiyle ilgili dini hayata dair bu disiplini aldıktan sonra asıl daha önemli bir husus var. Toplumumuza dinimizin vermiş olduğu birçok mesaj var. Toplumun bizimle ilgili bakış açısının bi

Bilgi, paylaşıldıkça çoğalır.


 

Sitemize ziyaretçi olarak giriş yaptınız. Yetkileriniz:

none

none

none

none

none

none

none

none

none
Yeni konu başlatamazsınız.

none
Cevap yazamazsınız.

none
Eklenti gönderemezsiniz.

none
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz.

BBCode
none
Açık

Gülücükler none
Açık

Resim
none
Açık

HTML
none
Açık




SimplePortal © 2008-2013, SimplePortal
SMF Default Theme Edit: Hasan Erturk | Google
SMF 2.0.7 | SMF © 2013, Simple Machines
Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu
spinabifidaturkey.com

sitemap

kendinden jelli hidrofilik sonda